BABALIK DAVASI HANGİ HALLERDE AÇILABİLİR ?

4721 sayılı Türk Medeni Kanununda ana ile evlilik ve tanıma dışında, çocuk ile baba arasında soybağının kurulmasına ilişkin bir dava niteliğinde düzenlenen babalık hükmü, yenilik doğurucu bir karar olmasının yanı sıra çocuğun ana rahmine düştüğü lahzaya kadar geçmişe etkili olmakla birlikte herkese karşı etki doğuran bir hükümdür.

 

Türk Medeni Kanunu  madde 302 uyarınca babalık karinesinin işleyebilmesi için baba olduğu varsayılan davalının, çocuğun doğumundan önceki üçyüzüncü gün ile yüzsekseninci gün arasında ana ile cinsel ilişkide bulunmuş olması gerekmektedir. Bu sürenin dışında olsa bile fiili gebe kalma döneminde davalının ana ile cinsel ilişkide bulunduğu tespit edilirse aynı karine geçerli olmaktadır.

 

Davalının, çocuğun babası olmasının olanaksızlığını veya bir üçüncü kişinin baba olma olasılığının kendisininkinden daha fazla olduğunu ispatlaması halinde ise karine geçerliliğini kaybetmektedir. TMK m.284 gereğince soybağına ilişkin davalarda yargılama usulü, hakimin maddi olguları re’sen araştırıp kanıtları serbestçe takdir etmesiyle birlikte taraflar ve üçüncü kişilerin soybağının belirlenmesinde zorunlu olan ve sağlıkları yönünden tehlike yaratmayan araştırma ve incelemelere rıza göstermekle yükümlü olmaları, aksi takdirde hakimin öngördüğü araştırma ve incelemeye rıza göstermeyen tarafın, durum ve koşullara göre bundan beklenen sonucun, onun aleyhine doğmuş sayılabileceği hususları saklı kalmak kaydıyla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa göre yapılmaktadır. Belirtmek gerekir ki, soybağının belirlenmesinde genellikle, kan grupları ile babalık araştırmaları, vücut ölçüleri orantılarına bakılarak babalık tayini (antropobiyometri), yüz ve vücut benzerliklerine göre babalık tayini (similarite), gebeliğin müddeti ile doğan çocuğun olgunluk derecesine ilişkin tıbbı muayene ile günümüzde en çok tercih edilen ve hakimin öngördüğü inceleme ve araştırmalarda ilk sıralarda yer almasıyla birlikte %100’e yakın kesinlik veren DNA testi yöntemleri kullanılmaktadır.

 

Davanın kabul edilebilmesi için gerekli olan koşullardan öncül olan dava hakkı, çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini isteme şeklinde, ana ve çocuğa birbirinden bağımsız olarak verilmektedir. Davalı konumunda ise baba, babanın öldüğü hallerde ise mirasçıları bulunmaktadır. Babalık davası, Cumhuriyet savcısına ve Hazineye; dava ana tarafından açılmışsa kayyıma; kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbar edilmektedir.

 

Türk Medeni Kanununun 303.maddesi gereğince babalık davası, çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabilir. Ananın dava hakkı, doğumdan başlayarak bir yıl geçmekle düşer. Belirtmek gerekir ki Anayasa Mahkemesi’nin 27/10/2011 tarihli ve E.: 2010/71, K.: 2011/143 sayılı Kararı ile bu maddenin 2.fıkrasında yer alan çocuğa doğumdan sonra kayyım atanmışsa, çocuk hakkında bir yıllık süre, atamanın kayyıma tebliği tarihinde; hiç kayyım atanmamışsa çocuğun ergin olduğu tarihte işlemeye başlar ibaresi hak düşürücü süre yönünden iptal edilmiştir. Çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı ilişkisi varsa, bir yıllık süre bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar. Bir yıllık süre geçtikten sonra gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabilir.

 

Ana, babalık davası ile birlikte veya ayrı olarak baba veya mirasçılarından doğum giderleri, doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderleri ile gebelik ve doğumun gerektirdiği diğer giderlerin karşılanmasını isteyebilmektedir. Çocuk ölü doğmuş olsa bile hakim, bu giderlerin karşılanmasına karar verebilir. Üçüncü kişiler veya sosyal güvenlik kuruluşlarınca anaya yapılan ödemeler, hakkaniyet ölçüsünde tazminattan indirilir.

 

Soybağına ilişkin davalar, taraflardan birinin dava veya doğum sırasındaki yerleşim yeri mahkemesinde açılır. Babalık davalarında görevli mahkeme ise Aile Mahkemeleridir.

YASAL UYARI

Bu sitede bulunan her türlü bilgi yazı ve açıklamalar bilgilendirme amaçlı olup reklam amacı taşımaz. Bu nedenle haksız rekabet yaratıldığı şeklinde algılanmamalı ve yorumlanmamalıdır. Ziyaretçiler ve müvekkillerin sitede yayında olan bilgiler nedeniyle zarara uğradıkları iddiası bakımından hukuk büromuz her hangi bir sorumluluk kabul etmez. Sitede yayınlanan yazı ve makalelerden kaynak gösterilerek alıntı yapılabilir.